Belgesel!!!

.Taboo

2002 yılında National Geographic Channel’da gösterime giren Taboo, bir televizyon dizisi olarak tasarlandı.Toplamda 116 bölüm çekilen ve her bölümde farklı bir konuya değinen yapım, insanların farklılıklarına oldukça zengin bir kültürel miras üzerinden dikkat çekiyor.

Tabu kelimesi bilindiği üzere yasak olan anlamına gelmektedir. Belgesele adını veren bu kelime insanoğlunun tabularının ne kadar farklı olabileceği düşüncesi üzerine konulmuş yapıma. Bir toplum için tabu olan şeyin, başka bir toplumun en köklü geleneği olabileceğine değinilen yapımda dünyanın dört bir yanındaki, birbirinden çok farklı insanların hikayelerine yer veriliyor.

Her bölümünde farklı bir konu işlenen yapımın bir bölümü 1 saat sürüyor. 1 saat boyunca o böl

üm için seçilen konunun, örneğin cinsellik, dünyanın dört bir yanında nasıl algılandığı, nasıl ritüelleştirildiği inceleniyor.

Kan bağından doğuma, uyuşturucu kullanımından evcil hayvan bakımına kadar oldukça geniş bir çerçeveden dünyaya bakan Taboo kesinlikle izlemeye değer bir seri.

3.Gender Revolution

Cinsiyet Devrimi bu listede yer alan en taze belgesel. 6 Şubat 2017 tarihinde ilk kez yayınlanan belgesel aynı zamanda Nat Geo dergisinin kapak konusuna da ilham oldu. Ocak ayı kapağına taşınan konu, özellikle ülkemizdeki kapak seçimiyle de tartışmalara neden olmuştu.

Kadın, erkek, cinsiyet, cinsel kimlik gibi pek çok kavramı yeniden sorgulamamızı sağlayan, intersex, trans gibi -özellikle toplumumuzda çok bilinmeyen- kavramları bu bireyler üzerinden anlatan Cinsiyet Devrimi bu konuda çekilmiş en başarılı yapımlardan biri. Gerçek hikayeler ve yaşayan bireyler üzerinden anlatılan bu kavramlar dünyanın aslında ikililiklerden değil, pek çok renkten oluştuğunu da görmemizi sağlıyor.

4.The Square

2013 yılında Mısır Tahrir Meydan’ında yaşanan ve Arap Baharı’nın en sembolik olaylarından biri olan gösterileri konu alan yapım bir Amerikan- Mısır ortak yapımı.

Hem kendi coğrafyasını, hem de komşu coğrafyalarını etkileyen bu gösterileri oldukça çarpıcı bir dille gözler önüne seren belgeseli diğer belgesellerden ayıran ise yaşanan olaylarla paralel bir şekilde ilerlemesi. Belgeselde yer alan olaylar, görüntüler ve fotoğraflar tamamen gerçek. Meydanı an ve an takip eden kameralar, gösterilen her anı orada olan protestocular ve halkın yer aldığı belgesel ülkemizde Gezi deneyimini yaşayanlar içinse farklı bir anlam ifade ediyor.

Yaşanan deneyimlerin benzerliği The Square ( Meydan) Belgeselini çok daha dikkat çekici bir hale getiriyor.

86. Akademi Ödülleri’nde En İyi Belgesel dalında aday gösterilen belgesel, 66. Primetime Yaratıcı Sanatlar Emmy Ödülleri’nde aday gösterildiği dört ödül arasından 3’ünü alarak Emmy sahibi oldu.

5.Super Size Me

2004 yılında Amerika’da çekilen bu belgesele bir baş yapıt dersek abartmış olmayız. Morgan Spurlock’ın hem başrol, hem yönetmek koltuğunda oturduğu belgesel Amerikan fast food kültürünün insan vücudunda yarattığı hasarları gözler önüne sürüyor.

Belgeselde, 30 gun boyunca sadece McDonalds’da satılan gıdalarla beslenecek olan Morgan Spurlock’ın yaşadıklarına tanık oluyoruz. Her öğününü bir McDonalds şubesinden temin eden Spurlock bu süreç içerisinde korkunç bir dönüşüm yaşıyor. Sağlığı her an doktor kontrolü altında takip edilen Spurlock günde toplamda 5000kalori alıyor. 1 Şubat tarihinden 2 Mart 2003’e kadar süren deneyde  Spurlock’ın hem fiziksel, hem de psikolojik olarak nasıl bir çöküşe sürüklendiğini görüyoruz.

Deney sırasında oldukça kilo alan, kolestrolü tavan yapan Spurlock deneyden sonra çok ciddi bir bakım altına alınmış. Vejeteryan bir beslenme diyetine başlatılan Spurlock’ın sağlığı şu an için oldukça iyi.

Belgeselden sonra neler oldu?

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki obezite salgınından ilham alınarak çekilen belgesel Amerika gündemine bomba gibi düştü. McDonalds’a karşı olan protestoları artıran belgeselin ülkede yarattığı etki, restoranlarda satılan XXL boyutlu gıdaların yasaklanmasıyla sonuçlandı.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: